SİNEMA FİLMLERİNDEKİ BÜTÜN DELİKLER, YARIKLAR VE ÇATLAKLAR ANA RAHMİ OLMAK ZORUNDA MI?/ "AAAAA! BU ADAM ÖLÜ MÜYMÜŞ?" BÜTÜN FİLM BOYUNCA NE YEMİŞSİN BİZİ BE SHYAMALAN./ ŞEHRİMİZDE FİLM FESTİVALİ OLDU DA, BİZ Mİ GİDİP İZLEYİP YORUM YAPMADIK./ ALLAH RIZASI İÇİN 'SÜRREALMOVİEZ' DAVETİYESİ VERECEK YOK MU?

23 Mart 2013 Cumartesi

GELECEK PROGRAM: RIDDICK/ Riddick (The Chronicles of Riddick 3), David Twohy, ABD, 2013, Bilim-Kurgu, Macera

2000 yapımı "Pitch Black/Derin Karanlık" filminde, gözleri karanlıkta da görecek şekilde modifiye edilmiş tehlikeli bir mahkum olarak tanıdığımız ve Vin Diesel'in canlandırdığı anti-kahramanımız Riddick'in bu filmde gösterdiği başarı ve seyircinin de ona gösterdiği ilgi üzerine 2004 yılında "The Chronicles of Riddick" adıyla bir devam filmi daha çekilmişti. Özellikle ikinci filmde, daha önce çizimleriyle "Alien"a da hayat veren Giger'in yarattığı atmosfer ve dekorasyon bize inanılmaz bir görsellik ve yeni bir dünya sunmuş ve filmde gücünü büyük oranda buradan almıştı. Bu atmosfere bir de Riddick/Vin Diesel'in karizması ve aksiyon da eklenince tadından yenmeyen bir film çıkmıştı ortaya. Ayrıca yine 2004 yılında  Peter Chung un yönetmenliğinde yapılmış, "The Chronicles of Riddick: Dark Fury/Riddick: Korkunç Öfke" isimli bir kısa animasyon da seriye eklenmişti. Şimdi ise 2013 yılında bizi serinin son filmi "Riddick" bekliyor. Güneşin kavurduğu karanlık bir gezegende ölüme terk edilmiş olarak bulacağımız Riddick'in başına gelenleri seyretmek için biraz daha bekleyeceğiz, ama ondan önce filmin bugün Vin Diesel tarafından paylaşılan ilk teaser'ını sizinle paylaşalım istedik. Video Kaynağı/Source

video

21 Mart 2013 Perşembe

BİZDEN HABERLER: SOFRA Kültür, Sanat ve Düşünce Dergisi

İmtiyaz sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürlüğünü İbrahim Adıyaman'ın, genel yayın yönetmenliğini ise Mustafa Can Özdemir'in yaptığı ve genç arkadaşların çıkardığı 3 aylık Sofra Kültür, Sanat ve Düşünce Dergisi Mart ayı itibariyle yayınlanmaya başladı. Edip Cansever'in "İnsanda bir türkü var onu çıkarıyoruz" dizesini kendi mottosu yaparak yola çıkan dergide şiirden, öyküye edebiyatın her türündeki yazılar yanı sıra çeşitli röportajlarla, felsefe ve sinema üzerine yazılara da yer verilmekte. Bu ilk sayıda yayınlanan "Karanlığın Resmi" adlı kısa öykümüzle, biz de ilk defa basılı olarak okurların karşısına çıkma heyecanını yaşarken, genç arkadaşlara da desteğimizi veriyoruz. Kendi adımıza bir destek de sizden bekliyor ve dergiyi takip etmenizi öneriyoruz.
Dergi ekibinin de dediği gibi; "Mutlu olmak mevcuttur!"

İletişim için e-mail: i.adiyaman5454@gmail.com / sofraksd@gmail.com


20 Mart 2013 Çarşamba

O AN: GUNLESS/ Silahsız- 'Sınıfta Aristo Okuması' yapıldığı sahne (William Phillips, Kanada, 2010, Western)

Kablo TV kanallarından Sinema TV de önce fragmanını izleyip, fragmana bayılıp gösterim saatini beklediğimiz bir filmdi Gunless/ Silahsız. Daha fragmandan farklı bir western'in bizi beklediğini anlamıştık, ama bunca akıllı diyaloğu beklemiyorduk doğrusu. Sonradan filmle ilgili araştırma yaparken bir forum sitesinde şöyle bir seyirci yorumuyla karşılaştık filme dair; "bu filme nasıl yorum yaptınız ne macera var ne aşk var ne entrika western diye bişey yok aksiyon yok hadi bunları geçtim komedi zannettim oda yok bu filmi izlemeyin sakın yorum atanları takmayın çok pişman olursunuz". Bu yorum da bir kere daha gösterdi ki millet olarak silahların patlamadığı, arabaların havaya uçmadığı, binaların tuzla buz olmadığı, kısaca aksiyonun yer almadığı hiçbir filmi istisnasız beğenmiyoruz. Aslında bu seyirci yorumundaki olgular doğru olsa da getirilen yorum yanlış; evet doğru filmde entrika yok, aksiyon yok, bir western filmi olmasına rağmen -adından da anlaşılacağı gibi- silah yok, ölçülü bir komedi ve aşk var ama. Çünkü karşımızdaki film sırtını entrikaya, aksiyona, patlamaya değil daha çok diyaloglara dayamış; insancıl olduğu oranda naif, durgun ve huzur verici bir film. Hatta öyle ki bazı sahneler -özellikle burada vereceğimiz sahne- sırf o diyalog için eklenmişler gibi filme; "silahtan" çok "silahsızlığı" öne çıkaran bir film Gunless/ Silahsız.
Kısaca filmin konuna bakacak olursak; Vahşi Batı'nın, çeşitli düellolarda resmi kayıtlara göre 7 gayri resmi olaraksa 11 kişiyi öldürmüş azılı silahşörlerinden "Montana Kid", peşindeki ödül avcılarından kaçarken yaralı olarak Kanada sınırını geçer ve karşısına çıkan ilk kasabaya sığınır. Kasabanın doktoru onu tedavi ederken, kasabanın demircisi Jack de onun atını, toynağındaki yaraya bakmak için ahırına alır. Ancak Montana Kid, Jack'in atını çaldığını sanar ve onu düelloya davet eder. Ama bu noktada Montana Kid için daha büyük bir sorun ortaya çıkar: Bu kasabada kendi belindekinden başka tabanca yoktur. Kasabadakiler şimdiye dek, sadece sığırları otlatan kovboylardan bir kaç tane tüfek almışlardır o kadar; kimse belde taşınacak bir tabancaya ihtiyaç duymadığı gibi, kimseyi de öldürmeye ihtiyaç duymamışladır. Sadece Montana Kid'in karşılığında rüzgar gülünü tamir etmeye söz verdiği, Jane Taylor'da bir tane tabanca vardır, ama onun da horozu kırıktır. Üstelik Montana Kid bu horozu tamir etmesi için düelloya davet ettiği demirci Jack'e verir. Jack de, sonunda ölümüne sebep olması muhtemel bu horozu tamir eder... 
Filmin bir sahnesinde, Hıristiyan-Batı kaynaklı filmlerde görmeye alıştığımız kilisedeki ayin yerine, kasabanın okulunda toplanılarak ayinsel bir havada Aristo'nun etik üzerine bir eseri okunmaktadır kasabanın öğretmeni tarafından. (Yönetmen burada 'kilise yerine okulu, rahip yerine öğretmeni ve kutsal kitap yerine de Aristo'yu koyarak', aslında batıdan gelen ve vahşiliği tabancayla temsil edilen Hıristiyan silahşörün karşısına onu deli eden 'akıl ve barışı' koymaktadır.) Bu sırada Jack ve Montana Kid arasında bir insanın düelloda veya düellosuz öldürülmesinin kötülüğüne dair bir atışma başlar ve kısa süre içinde bu atışmaya sınıftaki bütün kasabalılar -11 kişi- katılır :
"Jack- Senin içini cam gibi görüyorum. Belinde taşıdığın tabanaca kadar düz ve yalınsın. Silahlar ölümü çağırır, bence sen kendi ölümünü arıyorsun.
Montana Kid- Ne demek o? Saçmalıyorsun. Tabanca, basit bir alet işte sıradan bir alet.
Jack- İnsan öldürmek için tasarlanmış bir alet.
Montana Kid- Hayır. Önemli olan onunla ne yaptığın!." 
Bu noktadan sonra okuldaki diğer kasabalılar da tartışmaya dahil olurlar.
 "-Evet, ama adamın teki elinde kürekle dükkana girince 'ah bununla beni öldürebilir! demem ki!
- Seni kürekle de öldürebilir. Kafana indirince ölürsün. 
- Ya da sana saplar.
- Ama bunu bir taş için bile söyleyebilirsin.
- Kimse elinde taş parçasıyla gezmez. Üstelik taş alet değildir.
- Siz onu yerlilere söyleyin. Taşları hep alet olarak kullanıyorlar.
- Doğru. Taşla adamın suratını dağıtabilirsiniz.
- Ya da saplarsınız.
- Hayır, taşı insana saplayamazsınız.
- Bunu yerlilere anlat. Yıllardır insanlara taş saplıyorlar.
- İpe ne dersiniz? İple birine vurmak da saplamak da ona bir zarar vermez.
- O kadar emin olma! 
- Ama iple birini boğabilirsiniz. 
- İpi insanın -gözünün- üzerine koyup sertçe sürtebilirsin.
...
Montana Kid- Sana bir şey soracağım. Bu ülkenin mi tamamı deli yoksa sadece bu kasaba mı?" 

NOT: Siz yine de forumlarda okuduğunuz abuk subuk seyirci yorumlarına bakarak o filmleri seyretmemezlik yapmayın. Sonuçta renkler ve zevkler tartışılmaz...  

11 Mart 2013 Pazartesi

RED!, Mustafa Kenan Aybastı, Türkiye, 2013, Belgesel

15 Şubat'ta gösterime giren ve "REDHACK" isimli hacker grubu üzerinden siber savaş ve siber aktivizm konularını merkezine alan belgesel film 10 Mart itibariyle Youtube üzerinden de paylaşıma açıldı. Bir Bağımsız Sinema Merkezi yapımı olan film, yine internet üzerinden de izlenebilen ve "kurulu düzenin arkasındaki gerçeklere dem vuran" benzer yapımlar Loose Change Zeitgeist Kymatica ile aynı kulvarda seyrederken, yine onlar gibi internet üzerinden de paylaşıma açılması, gazetelerin bile siyasi birer silah ve baskı aracı haline geldiği ülkemizde, ulaşabileceği en kolay şekilde bu belgeselin halka sunulması yapımcılarının da bu konuda ne kadar duyarlı olduğunu göstermektedir. Hem ülkemize hem de dünyaya dair önemli saptamaları açığa çıkaran bu belgeselin en geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak da bize düşmektedir. Ancak özellikle hem belgeselin paylaşımına hem de "siyasi provokasyon amaçlı olarak özel kurgulanmış bir sahte kopyası olduğununa" dair BSM açıklamasını da burada alıntılamak gerekmektedir:


Videoyu izlemek için linkine buradan ulaşabilirsiniz.
Biz ayrıca, film müziklerinden bir tanesi olan ve Seidi, KC ve Acarkhan'ın seslendirdiği "Reddet" isimli parça için Doğu Akdeniz tarafından çekilen video klibi de buradan izlemenizi öneririz.