The Signal/ Sinyal, William Eubank, ABD, 2014, Bilimkurgu, Macera
Önceki filmi "Love/Aşk"
ile başta Kubrick klasiği "2001: Space Odyssey/ 2001: Bir Uzay Macerası" olmak üzere bir seri bilim-kurgu klasiği filme saygı duruşu yapan ve bizi
"duyguyu keşfetmek isteyen" makinelerin dünyasına götüren William
Eubank, son filmi Sinyal'le çıtayı biraz daha yükselterek hem
makinelere hem de uzaylılara selam veriyor bu sefer. Yine Aşk'daki gibi
sade ve şiirsel bir anlatıma sahip olan film, iki üniversite öğrencisi hacker'ın bir kız arkadaşlarıyla beraber Nomad/Göçmen isimli bir hacker pirinden aldıkları çağrının peşinden gitmelerini anlatıyor. Üniversite birinci sınıf öğrencisi olan Nick ve Jonah bilişim
teknolojisinde uzmanlaşmaya çalışmaktadır. Diğer yandan da hackerlık en
büyük tutkularıdır. Nick'in kızarkadaşı Hailey, 1 yıllığına başka bir
üniversitede okumaya gidecektir. Nick ve Jonah, onu yeni üniversitesine
kendileri götürmeye karar verirler. Bunu yaparken de biraz gezme
şansları olacaktır. İki kafadarın peşinde olan ve Göçmen lakabını
kullanan bir hacker vardır. Ve yolculuk sırasında da onları rahat
bırakmamakta kararlıdır. Nick ve Jonah, Göçmen'in yerini nihayet tespit
eder. İkili, onu görmek için adeta yanıp tutuşmaktadır. Sonunda Göçmen
ile çölde yüzleştiklerindeyse sonuç korkutucu olur. Nick, Jonah ve
Hailey, uyandıklarında kendilerini bir tür hapishanede bulurlar. Buraya
nasıl geldiklerini ya da neden tutsak olduklarını anlamaya çalışırlarken
aslında çok daha büyük bir tablonun parçası olduklarını fark ederler. Film boyunca aşama aşama bu tablo bize de açık edilmesine rağmen asıl sürpriz hem bizi hem de Nick'i finalde beklemektedir. Finalde birden karşımıza çıkan o bir dakikalık sekans bir yandan film boyunca aklımızda yankı bulan sorulara cevap verirken bir yandan da bize 'neden şimdi burada bitti ki' dedirtmektedir. Zaten finaldeki sürpriziyle "Dark City/Gizemli Şehir"in finalini fazlasıyla anımsatan film, anlaşılıyor ki kurduğu uzaylı-makine ilişkisiyle de aslında Dark City'den feyz almaktadır. Dark City'de uzaylıların insanı insan yapan şeyi keşfetmek için kurdukları laboratuar-dünya söz konusuyken, Sinyal'de de bu dünya uzaylı teknolojisinin denendiği bir alana dönüşmüştür. Üstelik her iki filmde de baş kahramanımız finalde -gerçekliği saklayan- duvarı yıkarak hakikate ermekte ve biz bunu her iki filmde de aynı açıdan görmekteyiz (sürprizi bozmamak için daha fazla detay vermiyoruz). Dolayısıyla nasıl ki "2001: Bir Uzay Macerası"nı seyretmeden "Love/Aşk"ı seyretmek filmi anlamanızı zorlaştıracaksa, "Dark City/ Gizemli Şehir"i seyretmeden de Sinyal'i seyretmek filmin özellikle finalini anlamanızı o kadar zorlaştıracaktır (NOT: Bu bir blogger ukalalığı değildir, her iki filmi de seyrederseniz ne demek istediğimizi daha iyi anlarsınız). Aslında finale kadar filmde
ne olduğunu tam anlamakta zorlansanız da, veya hikayenin nasıl bir sona gideceğini çıkaramasanız da finaldeki son sahne herşeyi açıklamaya
yetiyor... Yine tıpkı Dark City'deki gibi. Love/Aşk gibi sinemasal bağlantılar üzerine kurulu ve en sade şekilde çok şey anlatmayı başaran seyredilmesi gereken bir film Sinyal.
NOT: Dark City/ Gizemli Şehir ve Sinyal filmlerinin final sahnelerinin ne kadar benzeştiğini görmek için buraya tıklayabilirsiniz. Ama film zevkiniz açısından bunu filmi seyrettikten sonra yapmanızı öneririz...
fragmanını buldum izledim inşalah boş bi vaktim olduğunda izlicem
YanıtlaSilhocam sayenizde blog acmayı ve kurmayı ögrendim sizdeki bilgiler sayesinde bu blogu actım sagolun var olun Children Health
YanıtlaSil