SİNEMA FİLMLERİNDEKİ BÜTÜN DELİKLER, YARIKLAR VE ÇATLAKLAR ANA RAHMİ OLMAK ZORUNDA MI?/ "AAAAA! BU ADAM ÖLÜ MÜYMÜŞ?" BÜTÜN FİLM BOYUNCA NE YEMİŞSİN BİZİ BE SHYAMALAN./ ŞEHRİMİZDE FİLM FESTİVALİ OLDU DA, BİZ Mİ GİDİP İZLEYİP YORUM YAPMADIK./ ALLAH RIZASI İÇİN 'SÜRREALMOVİEZ' DAVETİYESİ VERECEK YOK MU?

10 Şubat 2015 Salı

EKSK SYFLR (Eksik Sayfalar), Ozan Çobanoğlu, Türkiye, 2013, Dram, Gizem

Hollywood filmlerinde sıkça gördüğümüz, "bir gün hiç tanımadıkları bir yerde uyanan bilmem kaç kişinin neden orada olduklarını anlama çabası" şeklinde özetlenebilecek bir konunun yerli uyarlaması olarak karşımıza çıkıyor Eksik Sayfalar. Ancak burada bir fark var, daha önce çalıştıkları şirketin patronunun intihar etmesi sonucu zan altında kalan ve haklarında yolsuzluk soruşturması açılan, çok da sağlam pabuç olmayan 8 kişi, batmakta olan eski şirketlerini satın alan gizemli bir "Patron" tarafından kendi adına çalışmaya zorlanırlar. Bayıltılarak gizemli bir mekana götürülen çalışanlar burada düzenlenmiş olan bembeyaz ofiste üç gün boyunca kendilerine verilen satış görevlerini sadece telefonda konuşarak halledecekler, gün sonunda en az geliri elde eden kişinin de işine son verilecektir; tabii bu durumda "işe son verme"nin ne anlama geldiğini söylemeye de gerek yok sanırız. 8 kişi bir yandan kendilerine verilen görevleri kimse kovulmasın diye dengeli bir şekilde yapamaya çalışırken, bir yandan da "Patron"un amacını öğrenmeye çalışırlar; ancak patronlarının amacı çok farklıdır.
Filmin adı "Eksik Sayfalar", aslında görünürde çok parlak birer özgeçmişe sahip bu 8 kişinin özgeçmişlerinde yer almayan yani eksik olan yasadışı veya insanlık dışı faaliyetlerinin yer aldığı sayfalara gönderme yapıyor. Çünkü ya halihazırda ya da hayatlarının bir aşamasında bu 8 kişinin her biri ya bir yolsuzluğa, ya bir insanlık dışı harekete karışmış durumda ve yeni patronun her şeyden haberi var. Aslında patron da bu açıdan bakıldığında kurbanlarına birer hayat dersi vermeyi amaçlayan ünlü seri Testere'nin seri katili Jigsaw'ı hatırlatmıyor değil. Patron da kendi gizli amacına ulaşmaya çalışırken, bir yandan da bu 8 kişiye bir hayat dersi vermeye çalışıyor.
Genel olarak bakıldığında Eksik Sayfalar, Türk sineması adına yeni bir şeyler yapmayı deneyen ve bunda da gayet başarılı olan bir film. Özellikle filmin, Ozan Çobanoğlu'nun ilk yönetmenlik denemesi olduğu da düşünülürse yarattığı atmosferle Hollywood örneklerinden hiç de geri kalmıyor. Her şeyin bembeyaz renkte dizayn edildiği ofiste Ayşegül'ü canlandıran Tuvana Türkay kırmızı elbisesiyle filme sürrealist bir hava katarken, finalin de film boyunca saklanan gizemi tatmin edici bir şekilde yansıttığını da belirtelim. 
Kısaca Eksik Sayfalar hem yeni Türk sineması adına izlenmesi gereken, hem de genç yönetmeninin yeni işleri için desteklenmesi gereken bir film.

8 Şubat 2015 Pazar

FİLM REPLİKLERİ: PERSON OF INTEREST/ Şüpheli Şahıs, Jonathan Nolan, ABD, 2011- ... (Dizi: S4E11)

Takım Elbiseli Adam'la tanışın. Nam-ı diğer Reese...
Person Of Interest, IMDb'de 8.5 gibi oldukça yüksek bir puana sahip olan ve senaryosunu Christopher Nolan'ın kardeşi Jonathan Nolan'ın yazdığı kült olmaya aday bir dizi. Daha önce "Filmsel Kavramlar: Makine" başlığında da incelediğimiz dizide olaylar; cep telefonu konuşmaları, e-postalar, mobese ve güvenlik kameraları gibi her türlü teknolojik takip cihazı ile bütün nüfusu takip ederek ulusal bir terör olayına karışacak kişileri saptayıp bu kişilerin sosyal güvenlik numarasını "Kontrol"ün başında olduğu "Araştırma" adındaki hükümet birimine veren bir yapay zekanın etrafında dönmektedir. Ancak Makine terör olayları yanı sıra (devleti tehdit etmeyen) herhangi bir sıradan olaya karışarak maktül ya da katil olacak kişilerin de numarasını vermekte, ama hükümet bunları dikkate almamaktadır. Dizinin baş kahramanları Makine'nin yaratıcısı Harold Finch ve CIA'nın gözden çıkardığı eski bir ajan olan John Reese nam-ı diğer Takım Elbiseli Adam, bir ortaklık kurarak devlet için ilgisiz olan bu numaraların peşine düşerek onları kurtarmakta veya yakalamaktadırlar. Tabii bu ilk sezonun başlangıç konusu. Dizi sonraki sezonlarda öyle bir hal alıyor ki, Makine'nin karşısına onun prototipi Samaritan/ Hayırsever isimli başka bir yapay zeka ve başka örgütler çıkıyor. Bu arada dizinin çok acayip sezon finalleri yaptığına da dikkatinizi çekeriz.
Burada repliklerini alıntılayıp sizinle paylaştığımız bölüm ise 4. sezonun 11. bölümü. Efsane olmaya aday bir bölüm olarak karşımıza çıkan bu bölüm hakkında fazla detay vererek henüz seyretmeyenlerin ağız tadını kaçırmayalım diyerek bu bölümde geçen bir kaç repliği paylaşalım...

"Finch - Nasıl oynandığını öğretmemi istemiyor muydun? Her olası hamle farklı bir oyunu temsil eder. Daha iyi bir hamle yapacağın farklı bir evreni. İkinci hamleyle birlikte 72.084 olası oyun vardır. Üçüncüden sonra 9 milyon. Dördüncüden sonra…
Makine - 318 milyar.
Finch - Dünya üzerinde bulunan atom sayısından daha fazla sayıda olası satranç oyunu vardır. Hiç kimse hepsinin sonucunu tahmin edemez. Sen bile.  Yani ilk hamle korkutucu olabilir. Oyunun sonuna en uzak olduğun noktadır. Sen ve karşı taraf arasında sonsuz bir olasılıklar denizi vardır. Ama bu, aynı zamanda bir hata yaparsan neredeyse sonsuz sayıda çözüm yolu olduğu anlamına gelir. Yani sadece rahatlamalı ve oynamalısın…"

"Finch - Senin için bir saniye sonsuzluk gibi bir şey değil mi? Her şeyi dikkate almak için vaktin var. Ya da neredeyse her şeyi."

"Finch - Ama hiçbir şey hatırlamasan bile lütfen şunu unutma, satranç sadece bir oyundur ve gerçek insanlar birer taş değillerdir. Ve bazılarına diğerlerinden daha fazla değer veremezsin… Öğrenmen gereken ders bu dünyaya sanki bir satranç oyunuymuş gibi bakan herkes kaybetmeyi hak eder."

"Reese - Şakanın güleceğim kısmını bekliyordum." 

"Shaw - Ama sen de ölümünü harcamak zorunda değilsin. Öleceksen bile sevdiğin bir şey uğruna öl."

"Reese -Hadi çabuk Lionel.
Lionel - Böyle söyleyince bir faydan olmuyor."

"Root -Yaşadığın andan daha güzeli yoktur Sameen."

"Shaw -Hislerim mi? Ben bir sosyopatım. Benim hislerim yok.
Root - ve ben de ıslah olmuş bir katilim. Resmen birbirimiz için yaratılmışız."

"Shaw -Gördün mü Gary, hayat berbat. İnsan ırkına hoşgeldin."

"Root -Tadını çıkaramayacaksak dünyayı kurtarmanın ne anlamı var Harry?"

5 Şubat 2015 Perşembe

Death On Saturn's Moon aka. Ascension/ Satürn'ün Ayında Ölüm, John Krawlzik, ABD, 2000, Bilimkurgu


Daha önce Seyretmek İstediklerimiz başlığında da kısaca değindiğimiz ve varlığından artık ciddi ciddi şüphe etmeye başladığımız bu filmi uzun aramalardan sonra, nihayet bulup izlemeyi başardık.
2057 yılında geçen filmde özel araştırmacı Hayes, Satürn'ün Dünya'dan en uzaktaki ayı Titan'da bulunan bir maden araştırma üssündeki şüpheli bir ölüm veya ortadan kaybolma olayını araştırmak üzere bu üsse gönderilir. Hayes, uzay elbisesi olmadan atmosfere çıkarak ortadan kaybolan (veya ölen) Barnett'in lideri olduğu 3 kişilik araştırma ekibinin geriye kalan diğer iki üyesi Lippert ve Sterner ile bir sorgu kaydı gerçekleştirdikten sonra üste kaybolma olayıyla ilgili inceleme yapmaya başlar ve Lippert'le birlikte Titan'ın atmosferi ve sürekli esen fırtınası üzerine araştırma yapan Barnett'in laboratuvarında yıldız şeklinde garip bir saydam nesne bulur. Ancak yaptığı hiçbir sorgu veya araştırma onu Barnett'e ne olduğu sorusunun cevabına ulaştırmaz. Gerçekten kayıp mı olmuştur yoksa ölmüş müdür? Öldüyse bedeni nerededir?
Üç kişilik bir cast'ı, iki sayfalık bir senaryosu -çok fazla diyalog yok filmde- ve 5 dolarlık bir bütçesi (bir imdb yorumunda böyle diyordu) olmasına rağmen bizce Ascension seyredilmeyi hak edecek kadar merak uyandıran ve yoğun olarak Tarkovski etkisi taşıyan bir film. Bu etki en başta hem klostrofobik ve karanlık atmosferi, hem de Solaris'i hatırlatan senaryosunda açıkça görülebiliyor, zaten sonunda anlıyoruz ki Solaris'in Deniz'i neyse Titan'ın da Fırtına'sı aslında o'dur...

                                                     Resmi Web Sitesi                 IMDb

28 Kasım 2014 Cuma

Yakında: ‪‎Star Wars‬: ‎EpisodeVII‬-‪The Force Awakens‬, J.J. Abrams, ABD, (Aralık) 2015, Bilim-Kurgu

2015'in Aralık ayında gösterime girecek olan Star Wars serisinin 7. bölümü "The Force Awakens"in ilk teaser trailer'ı yayınlandı. Gerçi, "yakında" dediğimize bakmayın neredeyse bir yıl var daha gösterime girmesine ama tadımlık olarak önümüze bu sunulmuş ki, başta ışın kılıcı olmak üzere yeni düzenlemeler bu kısacık videoda da göze çarpıyor... İşte teaser'ıyla son Star Wars bölümü...

video

31 Ekim 2014 Cuma

Yakında: A Girl Walks Home Alone At Night, Ana Lily Amirpour, İran, 2014, Fantastik, Vampir


Konulu ve sosyal içerikli gerçekçi filmleriyle tanıdığımız İran sineması da sonunda bize karanlık bir vampir filmi kazandırdı. Fragmandan anladığımız kadarıyla elbette Hollywood'vari vampir çizgisinden çok, İsveç sinemasının ünlü vampir filmi "Låt den rätte komma/ (İng.) Let the Right One In/ (Tür.) Gir Kanıma" çizgisinde olacağa benzer ki, zaten İran sinemasına da yakışan budur. 
Yazar ve yönetmen Ana Lily Amirpour, ilk filmi olan "A Girl Walks Home Alone At Night"ın fragmanı kısa süre önce yayınladı. The New York Times’ın ‘Pers usülü rock’n roll’, Hollywood Reporter’ın ‘Muhteşem’ olarak tanımladığı film, 21 Kasım’da vizyona girecek. Ne var ki Türkiye vizyon filmleri içinde kendisini henüz görebilmiş değiliz. Sanırız Türkiye'de ancak DVD'den izlemek nasip olacak.
İşte İran sinemasının ilk vampir filminin fragmanı.
NOT: Fragmanda çalan muhteşem Radio Tehran parçası Tatilat'ı dinlemek için de buraya tıklayabilirsiniz.

video

26 Ekim 2014 Pazar

Extraterrestrial aka. Visitors/ Yaratık, Colin Minihan, Kanada, 2014, Bilim-kurgu, Macera


Klasik bir teenslasher numarasıyla başlayan filmde, iki erkek üç kız beş arkadaş haftasonunu geçirmek üzere kızlardan birinin babasının bir kasabadaki dağ evine giderler. Aslında bu kasaba filmin açılışında gördüğümüz kadarıyla insan kaybolmalarının yanı sıra çok daha garip olayların yaşandığı bir kasabadır. Gençlerimizin dağ evine gelmesiyle bu garipliğin nedeni anlaşılır, zira dünya dışı yaratıklar dev UFO'larıyla geceleri kasabanın üzerinde dolaşmaktadırlar ve son durakları gençlerin kaldığı dağ evi olur. Burada bir uzaylıyı öldüren gençler, uzaylıları fazlasıyla kızdırırlar ve korkunç olayların başlamasına sebep olurlar. Teenslasher'lardaki Jason, Freddy, Michael Myers gibi seri katillerin (ki onların da uzaylı yaratıklardan bir farkı yok) yerine uzaylıların geçtiği ve gençlerin dünyadışı varlıklarla "Üçüncü Türden Yakınlaşmalar" yaşamalarını anlatan Extraterrestrial'i Spielberg'in E.T.'si izinden giden diğer uzaylı filmlerinden ayıran özelliği, uzaylıların burada pek cana yakın olmamaları elbette. Ama filmdeki bir karakterin açıkladığı gibi, Roswell Olayı'ndan beri ABD ile Uzaylılar arasında bir anlaşma vardır ve buna göre iki tarafta birbirinin yaptıklarına göz yummaktadır. Yani uzaylılar zaman zaman dünyamızı ziyaret ederek belli yerlerden laboratuarları için denekler (insanlar) almakta, buna karşılık ABD'de de oradaki insanların oranın sahibi gibi hareket etmelerine izin vermektedir. Bu anlaşmanın tek bir şartı vardır o da "saldırmama". Dolayısıyla bir uzaylıyı öldüren gençler bu anlaşmayı da bozmuş olurlar ve uzaylıların hiddetini kasabaya çekerler. Sonuçta Shyamalan'ın "Signs/İşaretler"ine benzer şekilde bir kulübede sıkışan gençler, teenslasher geleneği olarak uzaylıların dehşetli tacizlerine maruz kalırken, "Fire In The Sky"daki gibi de UFO'nun içine ışınlanırlar. Bu açıdan filmin son 15 dakikasının çok enterasan gelişmeler ve sürprizler içerdiğini de buraya ekleyelim. Özellikle UFO'nun içindeki sahnelerde UFO'nun içinin çok iyi tasarlandığını görüyoruz. Finaldeki kapanış sahnesi de bir tür itiraf gibi bize aslında yapılan anlaşmanın, ABD'nin yaptığı diğer anlaşmalar gibi, nasıl ahlaksız bir anlaşma olduğunu gösteriyor. 
Farklı bir uzaylı filmi seyretmek istiyorsanız mutlaka seyretmenizi öneririz Extraterrestrial'i... Ayrıca film afişleri ve finale doğru çalan Magnetic Fields'in The Book of Love cover'ıyla da dikkat çekiyor. Yine de filmin en büyük farkını finalde göreceksiniz.

16 Ekim 2014 Perşembe

Ek Villain/ Kötü Adam, Mohit Suri, Hindistan, 2014, Suç, Aşk, Dram


"Ek Villain/ Kötü Adam" bize iki adamın kişiliğinde iki farklı ve dramatik aşk hikayesini anlatıyor. Filmin hashtag/ tanıtım cümlesi de zaten buna gönderme yapıyor "There's one in every love story./ Her aşk hikayesinde bir kişi vardır." diyerek. Adamlardan biri, Amelie benzeri davranışları olan bir kadının (Aisha) "hayatını kurtarmaya" çalıştığı kötü adam (Guru); elbette filmde geriye dönüşlerle öğrendiğimiz bir aşk hikayesinin iki kahramanı Aisha ve Guru. Ancak bizim bu hikayeyi geriye dönüşlerle öğrenmemizin sebebi, daha filmin açılışında Aisha'nın bir seri katil tarafından öldürülmesi. Diğer aşk hikayesinin kahramanı ise Aisha'yı da öldüren seri katil Rakesh. Kendi karısına büyük bir aşkla bağlı olan Rakesh'in bu aşkı, aslında cinayet işlemesinin de sebebi (tam nedenini filme bırakıyoruz). Seri katil Rakesh'in filmin başında, elinde gerçekleştirilecek dileklerini yazdığı günlüğüyle gördüğümüz Aisha'yı öldürmesiyle içinde sürprizler barındıran acayip bir film ortaya çıkıyor. Bundan sonra bir yandan geridönüşlerde Guru-Aisha aşkının doğuşunu ve Guru'nun geçmişini öğrenirken, bir yandan da Guru'nun karısının katilini aramasını ve ondan intikam alışını seyrederiz filmde. Aslında film içinde pek de iyi insanlar barındırmayan (zira iyilerin hepsi ölüyor), aksine biri seri katil diğeri tetikçe iki kötü adamın intikam hikayesini anlatıyor. Elbette böyle olunca da ortalık bir yerden sonra kan gölüne dönüyor. Yine de geridönüşlerde gördüğümüz Amelie kılıklı Aisha'nın Polyanna'yı andıran ruh hali filme sıcaklık katmayı başarıyor. Filmin en can alıcı tarafı ise içinde barındırdığı küçük sürprizlerle seyirciyi sürekli şaşırtması. Üstelik bunu, artık twistlerini (şaşırtmaca) filmin sonunda vermeyi beceremeyip Sudaki Kız'da filmin içinde vermeye çalışan bir başka Hint yönetmen Shyamalan'dan çok daha başarılı yapıyor "EkVillain/ Kötü Adam". 
Senaryosuyla, kurgusuyla mutlaka seyredilmesi gereken bir #HintFilmi Ek Villain/ Kötü Adam...
                                         
                                                FRAGMAN                                IMDb