O AN: GUNLESS/ Silahsız- 'Sınıfta Aristo Okuması' yapıldığı sahne (William Phillips, Kanada, 2010, Western)

Kablo TV kanallarından Sinema TV de önce fragmanını izleyip, fragmana bayılıp gösterim saatini beklediğimiz bir filmdi Gunless/ Silahsız. Daha fragmandan farklı bir western'in bizi beklediğini anlamıştık, ama bunca akıllı diyaloğu beklemiyorduk doğrusu. Sonradan filmle ilgili araştırma yaparken bir forum sitesinde şöyle bir seyirci yorumuyla karşılaştık filme dair; "bu filme nasıl yorum yaptınız ne macera var ne aşk var ne entrika western diye bişey yok aksiyon yok hadi bunları geçtim komedi zannettim oda yok bu filmi izlemeyin sakın yorum atanları takmayın çok pişman olursunuz". Bu yorum da bir kere daha gösterdi ki millet olarak silahların patlamadığı, arabaların havaya uçmadığı, binaların tuzla buz olmadığı, kısaca aksiyonun yer almadığı hiçbir filmi istisnasız beğenmiyoruz. Aslında bu seyirci yorumundaki olgular doğru olsa da getirilen yorum yanlış; evet doğru filmde entrika yok, aksiyon yok, bir western filmi olmasına rağmen -adından da anlaşılacağı gibi- silah yok, ölçülü bir komedi ve aşk var ama. Çünkü karşımızdaki film sırtını entrikaya, aksiyona, patlamaya değil daha çok diyaloglara dayamış; insancıl olduğu oranda naif, durgun ve huzur verici bir film. Hatta öyle ki bazı sahneler -özellikle burada vereceğimiz sahne- sırf o diyalog için eklenmişler gibi filme; "silahtan" çok "silahsızlığı" öne çıkaran bir film Gunless/ Silahsız.
Kısaca filmin konuna bakacak olursak; Vahşi Batı'nın, çeşitli düellolarda resmi kayıtlara göre 7 gayri resmi olaraksa 11 kişiyi öldürmüş azılı silahşörlerinden "Montana Kid", peşindeki ödül avcılarından kaçarken yaralı olarak Kanada sınırını geçer ve karşısına çıkan ilk kasabaya sığınır. Kasabanın doktoru onu tedavi ederken, kasabanın demircisi Jack de onun atını, toynağındaki yaraya bakmak için ahırına alır. Ancak Montana Kid, Jack'in atını çaldığını sanar ve onu düelloya davet eder. Ama bu noktada Montana Kid için daha büyük bir sorun ortaya çıkar: Bu kasabada kendi belindekinden başka tabanca yoktur. Kasabadakiler şimdiye dek, sadece sığırları otlatan kovboylardan bir kaç tane tüfek almışlardır o kadar; kimse belde taşınacak bir tabancaya ihtiyaç duymadığı gibi, kimseyi de öldürmeye ihtiyaç duymamışladır. Sadece Montana Kid'in karşılığında rüzgar gülünü tamir etmeye söz verdiği, Jane Taylor'da bir tane tabanca vardır, ama onun da horozu kırıktır. Üstelik Montana Kid bu horozu tamir etmesi için düelloya davet ettiği demirci Jack'e verir. Jack de, sonunda ölümüne sebep olması muhtemel bu horozu tamir eder... 
Filmin bir sahnesinde, Hıristiyan-Batı kaynaklı filmlerde görmeye alıştığımız kilisedeki ayin yerine, kasabanın okulunda toplanılarak ayinsel bir havada Aristo'nun etik üzerine bir eseri okunmaktadır kasabanın öğretmeni tarafından. (Yönetmen burada 'kilise yerine okulu, rahip yerine öğretmeni ve kutsal kitap yerine de Aristo'yu koyarak', aslında batıdan gelen ve vahşiliği tabancayla temsil edilen Hıristiyan silahşörün karşısına onu deli eden 'akıl ve barışı' koymaktadır.) Bu sırada Jack ve Montana Kid arasında bir insanın düelloda veya düellosuz öldürülmesinin kötülüğüne dair bir atışma başlar ve kısa süre içinde bu atışmaya sınıftaki bütün kasabalılar -11 kişi- katılır :
"Jack- Senin içini cam gibi görüyorum. Belinde taşıdığın tabanaca kadar düz ve yalınsın. Silahlar ölümü çağırır, bence sen kendi ölümünü arıyorsun.
Montana Kid- Ne demek o? Saçmalıyorsun. Tabanca, basit bir alet işte sıradan bir alet.
Jack- İnsan öldürmek için tasarlanmış bir alet.
Montana Kid- Hayır. Önemli olan onunla ne yaptığın!." 
Bu noktadan sonra okuldaki diğer kasabalılar da tartışmaya dahil olurlar.
 "-Evet, ama adamın teki elinde kürekle dükkana girince 'ah bununla beni öldürebilir! demem ki!
- Seni kürekle de öldürebilir. Kafana indirince ölürsün. 
- Ya da sana saplar.
- Ama bunu bir taş için bile söyleyebilirsin.
- Kimse elinde taş parçasıyla gezmez. Üstelik taş alet değildir.
- Siz onu yerlilere söyleyin. Taşları hep alet olarak kullanıyorlar.
- Doğru. Taşla adamın suratını dağıtabilirsiniz.
- Ya da saplarsınız.
- Hayır, taşı insana saplayamazsınız.
- Bunu yerlilere anlat. Yıllardır insanlara taş saplıyorlar.
- İpe ne dersiniz? İple birine vurmak da saplamak da ona bir zarar vermez.
- O kadar emin olma! 
- Ama iple birini boğabilirsiniz. 
- İpi insanın -gözünün- üzerine koyup sertçe sürtebilirsin.
...
Montana Kid- Sana bir şey soracağım. Bu ülkenin mi tamamı deli yoksa sadece bu kasaba mı?" 

NOT: Siz yine de forumlarda okuduğunuz abuk subuk seyirci yorumlarına bakarak o filmleri seyretmemezlik yapmayın. Sonuçta renkler ve zevkler tartışılmaz...  

Yorumlar

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder