SİNEMA FİLMLERİNDEKİ BÜTÜN DELİKLER, YARIKLAR VE ÇATLAKLAR ANA RAHMİ OLMAK ZORUNDA MI?/ "AAAAA! BU ADAM ÖLÜ MÜYMÜŞ?" BÜTÜN FİLM BOYUNCA NE YEMİŞSİN BİZİ BE SHYAMALAN./ ŞEHRİMİZDE FİLM FESTİVALİ OLDU DA, BİZ Mİ GİDİP İZLEYİP YORUM YAPMADIK./ ALLAH RIZASI İÇİN 'SÜRREALMOVİEZ' DAVETİYESİ VERECEK YOK MU?

8 Mart 2015 Pazar

THE OBJECTIVE/ Zor Görev, Daniel Myrick, ABD, Fas, 2008, Bilim-Kurgu, Gizem

"The Blair Witch Project"in yönetmenlerinden Daniel Myrick'in sonraki filmi The Objevtive/ Zor Görev, bizi Afganistan'ın bilinmeyen bir bölgesine gerçekleştirilen çok gizli bir görevin sırlarıyla karşı karşıya getiriyor. CIA'nın paranormal olaylarla ilgilenen özel bir biriminde (kült TV dizisi X-Files'ı hatırlayın, ki bu filmin de ondan geri kalır yanı yok) görevli olan özel ajan Benjamin Keynes çok gizli bir görevle Afganistan'a gönderilir. Burada özel bir timle buluşacak olan Keynes, sözde Kutsal Dağlar'da saklanmakta olan bölgede sözü geçen bir dini liderle, Afganistan'daki ABD politikalarını deteklediğine dair bir video kayıt yapacaktır. Ancak ekip Kutsal Dağlar'a yaklaştıkça hem ellerindeki elektronik cihazlar çalışmamaya hem de geceleri garip ışıklar ortaya çıkmaya başlar. Bunlara bir de birden bire ortadan kaybolan Taliban saldırıları da eklenince, gizli görevden haberi olmayan ve sadece video kayıt almaya gittiklerini sanan tim elemanları Ajan Keynes'in amacından şüphelenmeye başlarlar.
The Objective/ Zor görev, son darbeyi finalindeki son karede vuran minimalist bir bilim-kurgu. Yani büyük aksiyonların yaşandığı, dijital efeklerin gırla gittiği bir film değil, "bilim-kurgu" türünü görüp de seyredeecekler için önce bunu belirtmekte yarar var (sonra kendileri bunun neresi bilim-kurgu diye parlıyorlar forumlarda, sitelerde; ama bu da bilim-kurgu işte!). Aksine 5-6 kişiyle çekilmiş, dekor olarak Fas dağlarının kullanıldığı, efektlerin neredeyse hiç olmadığı bir film (bu nedenle de minimalist zaten). Ancak film yine de sıkılmadan ve merakla izleniyor baştan sonra kadar. Hatta başta verdiği ipuçları hakkında da biraz bilginiz varsa Ajan Keynes'in aslında nereye ve ne amaçla gittiğini de anlamanız mümkün.
Filmin başlarında, ajan Keynes ve özel tim video kayıtı yapmak için önce dini lider Muhammed Aban'ın evine giderler. Buradayken Aban'ın Taliban'dan saklanmak için Taliban'ın yakınlarına bile gitmekten korktuğu Kutsal Dağlar'a gittiğini öğrenirler. Keynes de Kutsal Dağlar'a gitmeden önce Muhammed Aban'ın evinde ufak bir araştırma yapar ve bu sırada tezgah üzerinde, daha sonra gizlice cebine attığı radyoaktif bir nesne bulur. İki kanadı ve kuyruğuyla modern bir uçağın veya uzay mekiğinin ufak bir modelidir aslında bu nesne. Diğer taraftan filmin kurgusu içinde kullanılan bu nesne aslında tamamen gerçek bir nesnedir ve orjinali Mısır'da Kahire Müzesi'nde bulunmaktadır. İşin ilginç tarafı ise Kuzey Sakkara'daki kazılarda 1898'de bulunan bu nesnenin M.Ö. 200'e tarihleniyor oluşudur; yani bir başka deyişle, bu nesne 2200 yıllıktır. Bu cismin aerodinamiği üzerinde yapılan modern çalışmalar ise, bunun hızı saatte 45-65 mil olan bir kargo uçağının modeli olabileceğini göstermiştir. Ama tabii asıl mesele bu modelin yapıldığı çağda ne bir uçağın ne de onu çalıştıracak bir enerji kaynağının olmadığına inandırılmış olmamızdır bizim... Bu arada araştırmacıların dediğine göre Mısır'da açılan mezarlardan ele geçen buluntulardan Mısırlılar'ın gördükleri her şeyin modelini yaptıkları anlaşılmaktadır.
Filmde görülen uçak modeli.
Mısır'da ve Güney Amerika'da ele geçen orjinal uçak modelleri.
Filmin başındaki bu sahneden sonra, eğer bu örnekler hakkında bir bilginiz varsa anlarsınız ki Keynes uzaylılarla ilgili bir durumun içindedir. Onun asıl amacı özellikle Kutsal Dağlar civarında yoğunlaşan paranormal olayları kayıt etmek ve bunların Güneydoğu Asya mitolojisinde geniş bir yer tutan uçan nesneler Vimanalar olup olmadığını belirlemektir. Özellikle Hint mitolojisinde sıkça karşımıza çıkan Vimanalar üçgen şeklinde ve ortasında ışık saçan uçan nesnelerdir. Filmde de Vimanalar ters üçgen şeklinde (normalde düz üçgen şeklindedirler) ve ortalarından ışık saçar şekilde gösterilmişlerdir. Hatta bu tasvir kimi seyirci yorumlarında, Masonik bir sembol olan "piramit içerisindeki göz" sembolüne benzetilerek subliminal anlamda Siyonizm'in ve Şeytan'ın filmi olarak yorumlanmıştır The Objective. Oysa ki bu sembol kökleri Mısır'a kadar dayanan çok eski bir semboldür ve Horus'un tek gözünü temsil eder. Piramit veya üçgen içerisindeki göz de gökyüzünden bizi seyreden tanrının gözüdür, yorumlarda bahsedildiği gibi Şeytan'ın değil. Bizdeki mavi nazar boncuğu bile buradan gelir; bizi kem gözden koruduğuna inandığımız o boncuk tanrının gözünü tasvir eder (nazar: bakmak, göz atmak).
Filmin son sahnesinde, Ajan Keynes uzay aracından inen canlıların ona temas etmesiyle aydınlanma yaşarken akan görüntülerde Vimanalar'ın görüntüsü de bir çizim şeklinde akar geçer ekrandan ve bu da ters üçgen ve içindeki bir gözden ibarettir. Hemen bunun ardından özel bir hastane odasında uyanan Keynes'in elinde yine Aban'ın evinden aldığı uçak modeli vardır ve onu sıkı sıkı tutar.
Siyonizm'in mi yoksa tanrının aslında bir uzaylı olduğunun mesajı mı?
Aslında The Objective/ Zor Görev'in Siyonizm'in propagandasını yapma gibi bir derdi yoktur, ama çok eski semboller günümüzde ilk anlamlarından farklı olarak algılandıklarından seyirci nezdinde film böyle yorumlanmaktadır. Burada filmin bize asıl bahsetmek istediği şeyse, Roland Emmerich'in ünlü filmi Stargate'de de denmeye çalışıldığı gibi ve Erich von Danikenvari bir şekilde tanrının aslında bir uzaylı olabileceğidir. Çünkü üçgen bir uzay aracı olan Vimana'dır, içindeki gözse insanları gözeten tanrının/uzaylıların gözüdür. Çünkü antik insanların mitolojilerinde tanrılar hep aydınlık bir disk, konik gövdeli bir disk şeklindedir veya tanrıların tepesinde hep bir yıldız parlar. Çünkü antik mitolojilerde tanrılar insanların gözlerine görünmezler, hep bir bulut arkasındadırlar; tıpkı filmdeki Vimana ve uzaylılar'ın da sadece kızılötesi kamerayla görülebilmesi gibi.
Kısaca The Objective/ Zor Görev izledikten sonra bunca zaman neden izlemediğimize pişman olduğumuz, mutlaka seyredilmesi gereken bir film.

                                                      IMDb                      rottentomatoes

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder