ENTER THE DANGEROUS MIND, Youssef Delara, Victor Teran, ABD, 2013, Gerilim, Macera


Hepimiz bizim gazetelerin arka sayfalarında yer alan, ABD'nin bilmem ne eyaletinde bir liseye giren her açıdan masum bir Amerikalı'nın birden bir canavara dönüşerek onlarca insanı katlettiğini söyleyen haberleri görmüşüzdür. İşte Enter The Dangerous Mind da bu tür haberlerin TV'deki sunumuyla başlıyor. Sonra da o masum insanlardan biri olan kurgusal kahramanımız Jake'in nezdinde, bu masum insanların neden ve nasıl birden bire seri katillere dönüştüğünü açıklamaya başlıyor. Hiç şüphesiz çocukken geçirdiği bir travmanın sonucu olarak, psikolojik sorunları olan ve kafasının içinde sesler duyan, hatta bazan yanı başında sesin sahibini de gören Jake için sonunda bir psikopata dönüşmek kaçınılmaz gibi görünse de; aslında kafasının içinde kendi kendisine sohbet eden bir tek o değil... Bu açıdan bakıldığında filmin finali barındırdığı ufak sürprizle fazlasıyla Altıncı His'si de hatırlatmıyor değil. İçindeki seslerle bu kadar haşır neşir olan Jake'in seslerle oynayarak dijital müzikler yapan bir sanatçı olması da aslında yine bu sesleri bastırmak içindir. Çünkü kendi kalesine çekildeğinde yaptığı tek şey, kulaklarına kulaklığını takıp sesi de sonuna kadar açarak bilgisayarda yaptığı mixlerdir. Aslında düşündüğünüzde, sosyalleşmeye ihtiyacı olmadığı ve zaten internette 19.000 takipçisi olduğunu söyleyen Jake'in yaptığı müzikdeki sesler de, tıpkı internetteki takipçileri gibi sanaldır. Bu durumda duyduğu seslerin de gerçek olmadığını anlaması mümkün müdür? Aslında başlarda bu durumdan çok da rahatsızmış gibi görünmese de, Wendy isimli bir sosyal hizmetler görevlisi kızla tanışıp, arkadaşlığı aşka doğru dönmeye başladığında sesin kendisini kontrol etmeye başlamasından da rahatsız olmaya başlar. Çünkü ses ona, onun yapmak istemediği şeyler yapmasını, olmadığı bir kişi gibi davranmasını söylemeye hatta emretmeye başlar. Hatta beyninde yankılanan ses'ten kurtulmak için, tıpkı Aronofsky'nin Pi'deki, beyni sayılarla dolup taşan kahramanı Maximillian Cohen'in beynindeki sayılardan kurtulmak için kafatasını bir matkapla delmesi gibi, Jake de kulağına bir kalem sokarak kulağını deler. Ama aslında bu durumu iyileştirmekten çok daha da kötüleştirecek ve Jake'in yavaş yavaş büründüğü yeni kişilik Wendy'nin ondan uzaklaşmasına sebep olacaktır. Bundan sonra ise kaçınılmaz trajedi Jake'i bulacak ve gazetelerin arka sayfasındaki bir habere dönüşecektir.

Genel olarak ağır ilerleyen bir tempoya ve zaman zaman sıkıcı olacak kadar sahne uzatmalara sahip de olsa, Enter The Dangerous Mind senaryosu itibariyle ilgiyi hak eden bir film. Ama siz yine de kafanızın içindeki seslere ve yanı başınızda konuştuğunuz kişiye dikkat edin; onlar olmayabilirler...

(Ufak Not: Sizce Jake'in eski psikoloğunun sohbet ettiği siyahi adam kim?)

Enter The Dangerous Mind Web Sitesi                       IMDb                        rottentomatoes

Yorumlar