SİNEMA FİLMLERİNDEKİ BÜTÜN DELİKLER, YARIKLAR VE ÇATLAKLAR ANA RAHMİ OLMAK ZORUNDA MI?/ "AAAAA! BU ADAM ÖLÜ MÜYMÜŞ?" BÜTÜN FİLM BOYUNCA NE YEMİŞSİN BİZİ BE SHYAMALAN./ ŞEHRİMİZDE FİLM FESTİVALİ OLDU DA, BİZ Mİ GİDİP İZLEYİP YORUM YAPMADIK./ ALLAH RIZASI İÇİN 'SÜRREALMOVİEZ' DAVETİYESİ VERECEK YOK MU?

28 Aralık 2016 Çarşamba

FİLMSEL KAVRAMLAR: "Wake Up!", Uyan!

Sinemanın kült olmuş veya kült olmaya aday çağdaş yapımlarına baktığımızda özellikle gerçekliği sorgulayan dört tanesinde önemli bir argüman dikkati çeker. Söz konusu filmlerin bir noktasında, genelde başlarında, bir ses veya daha sonra kahramanın rehberi olacak kişi tarafından belli bir komut verilir: "Wake up!" der, "Uyan!". Ve filmin kahramanı yaşadığı gerçekliği değiştirmek, bükmek, yok etmek ve yenisini yapmak üzere derin uykusundan uyanır.

"Wake up, Neo!" der Morpheus Matrix'de ve alegorik olarak önce sanal dünyada uyanırken, Morpheus'un o ünlü "Kırmızı hap mı, mavi hap mı?" seçimini sunmasının ardından kırmızı hapı seçerek gerçek dünyada da uyanır. Sonra neler olduğunu ise hepimiz biliyoruz. Gerçek olduğunu sanarak yaşadığımız dünyanın bir kandırmaca olduğunu gösterir bize.  "Wake up, Donnie!" der Tavşan Frank DonnieDarko'da ve yolun ortasında uyanan uyur gezer kahramanımız tanjant evreninde gözlerini açar. Böylece yaptığı seçimlerin doğuracağı sonuçları görür. DarkCity'de John Murdock'u kimse uyandırmaz, burası çok da kesin değildir aslında sonradan rehberi olacak Dr. Schreber'in müdahalesiyle de erken uyanmış olabilir, ama vaktinden önce, uyanmaması gereken bir anda uyanır kendiliğinden. Ve yaşadığı şehrin tüm yapaylığı karşısına dikilir. Sonunda o da ait olduğu "sahte gerçekliği" kendi gerçeğine dönüştürür. MrNobody'de de önce "I want to wake up" der Nemo Nobody, "Uyanmak istiyorum.". Sonunda anılarını hatırlaması için onu hipnotize eden doktor "Wake up!" der, "Uyan!" ve yaşadığı Anerk evreninin tüm olasılıklarını hatırlar. Bunlara ek olarak Alejandro Amenabar'ın daha sonra "Vanilla Sky" adıyla Hollywood tarafından yeniden çekilen filminin başında benzer bir şekilde "Abre los ojos" der bir ses sürekli, "Aç gözünü.". Kahramanımız Cesar'ın elektronik çalar saatidir bu; ve uyumakta olan Caesar uyanır. Uyanır ama hangi gerçekliğe? Filmin sonunda kararmış ekranda bir daha duyarız aynı sesi, bir kere daha "Abre los ojos" der, "Aç gözünü.". Biz sonrasını görmesek de Cesar'ın gerçekten uyandığını biliriz, bu sefer gerçeğin farkında olarak.

Kısaca sinema için önemli bir düsturdur, "Uyanmak".

Bugün medya tüm organlarıyla (TV, radyo, basılı ve sosyal medya kanalları) bizim bütün sosyal ve politik gerçekliğimizle oynamakta, onu eğip bükmekte, değiştirmekte ve gücü elinde bulunduranın isteğine göre ona yeniden şekil vermektedir. Elbette bu yapılırken başta din olmak üzere vatan, millet, bayrak ve diğer ulusal değerler manipüle edilmekte, insanların bilgisizlikleri kullanılmakta ve sosyal medya aracılığı ile bilginin "kesinliği" değiştirilmektedir. Her zaman bir şeye inanma isteği duyan insanlar da kendilerine sunulana kayıtsız şartsız inanmakta ve onu kopyala-yapıştır, paylaş, beğen'le yaymaktadırlar. Bu durumda ihtiyacımız olan şeyse, uyanmaktır. Uyanık olmak ve öyle kalmaktır. Ama bir kere uyu/tul/dun mu tekrar uyanmak çok zordur. Bu sayede makineler yüzyıllarca enerjimizi emdiler, uzaylılar bilinçlerimizi değiştirdiler, Tanjant evrenindeki gerçekleri ya da Anerk evrenindeki diğer olasılıkları görmedik. "Birey" olup uyanamadığımızdan koyun gibi çoğunlukla birlikte hareket ettik. İktidarların, manipülatörlerin kuklası olduk. Hep bir rehbere ihtiyaç duyduk, ama rehberimizi bile sorgulamayı unuttuk. Her sabah farklı bir gerçekliğe uyandık. Oysa bilimin şekillendirmesi gereken bu dünyada "sorgulamayı" unuttuk, ki bu da dogmalarla şekillendirilen bir dünyada uyutulmamızın başlangıcı oldu. 


Oysa sinema kadar, yaşam için de önemli bir düsturdu, "Uyanmak".
Filmde de dendiği gibi, "Abre los ojos."...
Aç gözünü...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder