SPLIT/ Parçalanmış, M. Night Shyamalan, ABD, Macera, Gerilim, 2017

The Visit'le kendi kulvarına ve bildiğimiz, sevdiğimiz yönetmenlik tarzına dönüş yapan Shyamalan'ın son filmi Split, yine yönetmenin kendine özgü atmosferi ve tarzıyla ön plana çıkıyor. Genellikle kendi yazdığı hikayesiyle, artık yönetmenin alameti farikası olan "final twisti"yle ve sinematografisiyle filmlerine damga vuran Shyamalan, kişisel sinema kronolojisinde bazan hikayeleriyle tökezlese de iyi bir yönetmen olmaya devam ediyor. Efektlerin ön planda olduğu önceki filmleri Last Airbender/ Son Hava Bükücü ve After Earth/Dünya Yeni Bir Başlangıç'taki başarısızlıkları da (bu genel kanıdır, ama bence Last Airbender/ Son Hava Bükücü kötü bir film değildi), onun aslında uyarlama değil de kendi yazdığı özgün senaryolarda daha başarılı olduğunu gösteriyor. Bu da büyük ihtimalle onun bir stil yönetmeni olmasından kaynaklanıyor.

Shyamalan'ın, baş rolünde James McAvoy'un oynadığı son filmi Split/ Parçalanmış ise yine o muhteşem kamera açıları ve yavaş kamera hareketleriyle, yansıyan yüzeylerdeki görüntülerin kadrajlanmasıyla, senaryosuyla ve tabiki James McAvoy'un muhteşem oyunculuğuyla Shyamalan sineması açısından mükemmel bir film olmuş. "James McAvoy'un muhteşem oyunculuğu" dedik çünkü kendisi filmde Kevin isimli "birden fazla kişilik taşıma hastalığı/ dissociative identity disorder" hastalığından muzdarip ve 23 farklı kişiliği olan bir karakteri, hepsini de aynı başarı ile canlandırıyor. Her ne kadar filmde 23 karakterden sadece Dennis/Patricia/Hedwig/The Beast/Kevin/Barry/Orwell ve Jade'i görsek de, Kevin'ın psikoloğu ile yaptığı görüşmelerden onun bedeninde 23 kişiliği barındırdığını öğreniyoruz. Bu kişilikler arasında Hedwig isimli 9 yaşında bir çocuk da, Patricia isimli bir kadın da, Barry isimli bir eşcinsel de vardır. Filmin hemen başında Kevin'in Dennis kişiliği üç lise öğrencisi kızı bir sebeple kaçırıp, bodrum gibi bir yere hapseder. Casey, Claire ve Marcia isimli kızlar Kevin'ın farklı kişilikleri olduğunu keşfettikten sonra, onun en iyi kişiliğini bulup o kişilik yardımıyla bulundukları yerden kaçmayı deneyeceklerdir. Ama işler sandıkları kadar basit değildir; çünkü Dennis onları gelmekte olan bir şey için "kutsal yiyecek" olarak kaçırmıştır ve Kevin'in diğer kişilikleri birbirleriyle iletişim halindedir. Ortada olmayan tek kişilik Kevin'in kendisidir ve kaçmak belki de hiç mümkün olmayacaktır.

Film, kaçırılan kızlar ve Dennis, Kevin'ın psikoloğu Dr. Fletcher ve kaçırılan kızlardan Casey'nin geçmişi olmak üzere aynı anda üç farklı koldan ilerlemekte ve bu durum hem Kevin'ı hem de Casey'nin geçmişini daha iyi anlamamız açısından kolaylık sağlamaktadır. Bu sayede Casey'nin, kaçırılan diğer kızlar gibi normal bir kız olmadığını, ruhunda geçmişinden gelen derin acılar barındırdığını öğreniyoruz. Nitekim finalde Kevin'ın 24.kişiliği karşısında durabilen tek kişi o oluyor, ama Casey'nin hikayesinin burada bitmediğini de yönetmenin cevapsız bıraktığı sorulardan anlıyoruz. Finalde The Beast'in Casey'e söylediği cümleler de aslında onun henüz tamamlanmamış olduğunu kanıtlayan unsurlardan biri: "Sen diğerlerinden farklısın. Senin kalbin saf. Sevin! Kırıklar daha fazla evrim geçirir. Sevin!". 

Kevin'ın bütün kişilikleri zihnindeki bir salonda, tıpkı Kral Arthur ve Şövalyeleri gibi, daire şeklinde sıralanmış sandalyelerde oturmakta ve dışarı çıkmayı beklemektedirler. Tabii bu arada birbirleriyle konuşarak, daha güçlü olanlar zayıf olanlar üzerinde baskı kurmakta, ne yapıp ne yapmaması gerektiğini söylemektedirler. Bu nedenle güçlü kişilikler (Dennis ve Patricia) diğerlerine Sürü demektedir, ki bu Dr. Fletcher'ın hasta kayıtlarına da geçmiştir. Buna istinaden finalde medya Kevin'dan bahsederken kısaca Sürü demektedir. Tıpkı bir çizgi-roman kahramanıymış gibi.

--- Yazının bundan sonrası finale dair spoiler içerir. Hala okumaya devam etmek istiyorsanız suç bizde değil---
Evet, Shyamalan filmlerinden alışkın olduğumuz ve hatta merakla beklediğimiz final twisti/şaşırtmacası Split'te, tıpkı "Lady in the Water/ Sudaki Kız"da olduğu gibi filmin içerisine yerleştirilmiş. Film boyunca ufak bir kaç şaşırtmaca veya sürpriz yaşıyorsunuz. Ancak bu, final sürprizi olmadığı anlamına gelmiyor, ki zaten bu filmin amacı da bu. Bizi finaldeki o muhteşem sürprize götürmek. Film kapanmadan az önce Sürü kırık bir banyo aynasının karşısında diğer kişiliklerle konuşuyor. Bu konuşmada Shyamalan'a özgü o yansımalarla Sürü'deki kişilere tanık oluyoruz. Bu sırada arkada bir müzik çalmaya başlıyor ve eğer bütün Shyamalan filmlerine aşinasanız ilk sürprizi burada yaşıyorsunuz. "Neden daha önce o filmde kullandığı müziği gene kullanıyor ki?" diyorsunuz, ama içinize bir kere kurt düşüyor; "Acaba!" diyorsunuz. Sonra "SPLIT" yazısıyla film kapanıyor. Siyah ekran. Hayal kırıklığı. Ama konuşmalar devam ediyor ve bir cafeye geliyoruz. TV'de haberler. Sürü'den bahsediyor. Cafenin barında oturan kız garsonla konuşuyor. Aynı müzik yükselerek çalmaya devam ediyor: "15 yıl önce tekerlekli sandalyeyle ortaya çıkan manyağa benziyor. Ona da komik bir isim vermişlerdi.Neydi?" diye soruyor kız. Yanında oturan adam tok sesiyle cevap verirken ilk defa görüyoruz onu: "Mr. Glass/ Bay Cam". Evet, yanında oturan adam David Dunn yani Ölümsüz/ Unbreakable, yani Bruce Willis. Çalan müzik de Unbreakable'da çalan müzik... Split'in afişine de dikkat ederseniz kırık cam şeklinde, her ne kadar bu Kevin'ın ruhundaki bölünmüşlüğe gönderme yapsa da Unbreakable'ın afişiyle aynı. Onda da Mr. Glass'ın kırılganlığına gönderme yapıyordu afiş.

Evet, aslında Split, Shyamalan'ın Unbreakable/Ölümsüz'le başladığı süper-kahraman dünyası yaratmanın ikinci ayağı. İlk film Ölümsüz'de "ölmesi neredeyse imkansız, yaralanmayan, çok güçlü" David Dunn süper kahraman olarak karşımıza çıkmış ya da güçlerini keşfetmeye başlamıştı. Ona yardım eden Mr. Glass/ Bay Cam da filmin finalinde aslında kötü karaktere dönüşmüştü. Split'te de Kevin 24. kişiliği The Beast'in gelmesiyle "süper güçleri olan" bir süper kötüye dönüştü. Elbette onunla baş edebilecek tek kişi David Dunn. Ancak Casey'nin henüz tamamlanmamış evrimi de onun bir süper-kahramana dönüşeceğine işaret ediyor bir sonraki filmde. Elbette Unbreakable/ Ölümsüz'ü seyretmemiş olanlar için filmin finali cevapsız sorular bırakmış olabilir, ama bu final gösteriyor ki macera daha yeni başlıyor. Shyamalan, Marvel evreni gibi kendisine bir süper-kahraman evreni yaratıyor henüz. Devamı ise Unbreakable-2/Ölümsüz-2 olarak gelecek. Yönetmenin yıllardır bu isteği taşıdığını zaten biliyoruz ve bu isteği Split'le uygulamaya koymuş gibi görünüyor. Merakla bekliyoruz devamını...

                                                  IMDb                        rottentomatoes

Yorumlar