UPSIDE DOWN/ Tepetaklak, Juan Solanas, Kanada-Fransa, 2012, Bilim-Kurgu, Aşk

“Evren. Harikalarla dolu dünya. Saatlerce uzanıp gökyüzünü izleyebilirim. Ne kadar çok yıldız, ne kadar çok gizem ama tek bir özel yıldız var. Ona bakarken özel bir insan aklıma geliyor. Size hikayemi anlatacağım. Zamanın başlangıcındaki karmaşadan ortaya bir olay çıktı. Evrenin en büyük gizemlerinden biri. Biliyor musunuz ben de bu inanılmaz yerlerde büyüdüm. Bizim güneş sistemimizi benzersiz yapan şey ikili yerçekimine ait olması. İkiz gezegenler tek güneşin etrafında dönüyorlar, fakat her biri kendi yer çekimine sahip. Bizim dünyamızda yukarı düşmek ve aşağı tırmanmak mümkün. Fakat benim hikayem aşk hakkında. Derler ki, aşıklar doğarken ikiye ayrılan bir ruhtur. Ve bu iki parça her zaman birbirini bulmaya çalışır. Hikayemi anlamak için, çift yer çekiminin üç kanununu öğrenmeniz gerekli. Bütün maddeler, her parça ait olduğu dünyanın yer çekim kuvvetine bağlıdır. Herhangi bir nesnenin çekimi diğer dünyadan gelen nesne ile dengelenebilir. Karşı etki. Ama sorun şu ki karşı madde ile temas ettikten bir kaç saat sonra nesne ısınıp yanmaya başlıyor. Bu kanunlar evrenin kendisi kadar eskiler. Onlar değişmez ve istinasız. Çekim gücü. Onun yenilmez olduğunu söylüyorlar. Ben ise buna katılmıyorum. Ya aşk, yer çekiminden daha güçlü ise? Benim hikayem, iki dünya arasındaki herhangi bir temasın son derece tehlikeli ve yasak olduğu o karanlık zamanlarda başladı. Üst Dünya zengin ve gelişmişti. Biz ise Alt Dünya'da yaşayanlar, hayati tehlikesi olsa da evlerimizi ısıtmak için karşı dünyanın maddelerini çalmak zorundaydık. Dünyalar arasındaki bağlantıyı kurma yetkisi sadece Transworld'e aitti. Üst Dünya'nın devasa şirketi. Şirket bizim petrolümüzü bedava almak ve elektriği imkanlarımızın el vermediği ücrete satmak amacıyla kuruldu.”

Bizim evrenimizde geçmeyen "bir başka dünya" hikayesi "Upside Down/ Tepetaklak". Kaostan ortaya çıkan bir kozmik (kelimenin Yunanca kökü "cosmos", süs demektir bunu da ekleyelim hemen) olayın sonucu olarak, iki farklı gezegen birbirlerinin çekim gücü altında karşılıklı dengede durmaktadırlar. Birbirlerine teğet oldukları noktada öyle birbirlerine yakındırlar ki karşılıklı iki dağın zirvesindeki insanlar bağırarak anlaşabilmektedirler. Kahramanlarımız Adam ve Eden de daha birer çocukken bu şekilde tanışırlar ve birbirlerine aşık olurlar. Ancak Üst Dünya ve Alt Dünya olarak adlandırılan bu iki dünya arasında sınıfsal bir ayrım vardır ve Alt ve Üst Dünya insanlarının birbirlerinin dünyalarına geçmesi yasaktır. Fiziki olarak da iki dünyanın çekim gücü nedeniyle bu pek mümkün olmamaktadır zaten. Çünkü karşı dünyadan biri diğer dünyaya geçtiğinde bile kendi dünyasının çekim gücü etkisi altında olmaktadır. Yani eğer bir yere tutunmazsa kendi dünyasına, "yukarı" doğru düşmektedir.  Dünyaların isimlendirilişinden de anlaşılacağı gibi, Üst Dünya Transworld isimli şirket aracılığıyla Alt Dünya'yı sömürmektedir. Üst Dünya'dakiler daha gelişmiş/modern ve sosyal bir yaşama sahipken, alt dünyadakiler tamamen onların artıklarıyla beslenen, geri kalmış, varoş bir dünyada yaşamaktadırlar. Özellikle petrol yatakları nedeniyle Alt Dünya'ya mecbur olan Üst Dünya, petrolü çıkarma, işleme ve satma hakkını Transworld ile kendi elinde tutmakta ve bundan elde ettiği elektriği de Alt Dünya'ya fahiş fiyatlara satmaktadır. Bir çeşit "kapitalist fırsatlar dünyası"dır Üst Dünya. Alttakiler de iş gücü sağladıkları sürece, öyle pek de umurlarında değillerdir. Ailesini de daha küçükken Transworld'ün petrol rafinerisindeki sızıntıda kaybeden Adam'la Eden'in ergenlik çağlarına kadar, kah Üst Dünya'da kah Alt Dünya'da beraber yaptıkları kaçamaklarla yaşadıkları aşkları bir gün Üst Dünya'dan olan Eden'in Alt Dünya'ya geçtiğinin anlaşılmasıyla yaşanan kovalamaca sonunda Eden'in Üst Dünya'ya düşerek başından yaralanmasıyla biter...O andan sonra bir daha Eden'den haber alamayan Adam, düşme sonucu ölmüş olabileceğini düşünse de ona olan aşkı hala devam etmektedir. Bu arada Alt Dünya'daki bir harap laboratuvarda kırışık giderici anti-çekim kremi (tahmin edersiniz, aynı krem karşı dünyada da yürümeyi/yaşamayı kolaylaştıracaktır) üzerinde çalışan ve deneyler yapan Adam, bir gün televizyonda Transworld'ün Alt Dünya'dakilere "Bizimle çalışın" diyen reklemında bir Transworld çalışanı olan Eden'i görür. Adam'ın elindeki gençleştirici krem taslağını kullanmak isteyen Transworld şirketi, Eden'e ulaşmak için şirketteki işe başvuran Adam'ı hemen işe alır. Bundan sonrası Adam'ın türlü yollarla Eden'e ulaşmaya çalışıp, ona kim olduğunu anlatması üzerine gelişir film. "Kim olduğunu anlatması" diyoruz çünkü baştaki düşme sonucu başından yaralanan Eden geçmişi hatırlamamaktadır, dolayısıyla Adam'ı da!
"Upside Down/ Tepetaklak" bir aşk filmi gibi başlayıp, öyle devam edip öyle bitse de, aslında arka fonda Transworld ve iki dünya gibi çok sağlam bir anti-ütopya yaratacak bilim-kurgusal fikri yeterince geliştiremiyor. Filmin afişinde de, iki dünyayı birleştiren yapı olarak gördüğümüz Transworld şirketi, bir muamma olarak başlayıp muamma olarak bitiyor. Hatta Adam'ın ve kreminin peşini bırakmalarının nedeni sadece tek bir cümleyle geçiştiriliyor. Yönetmenin tercihi olarak filmde bilim-kurgudan çok iki insanın aşkı öne çıkarılıyor ve işin bilim-kurgu kısmı filmin başında (ki bu kısmı biz deyazının başında verdik) ve sonunda anlatıcının ağzından veriliyor. Transworld'e ne olduğu gene muamma olarak kalıyor. Yine de filmde mükemmel bir "Alt ve Üst Dünya" atmosferi yaratıldığını da belirtelim. Hatta seyrederken beyninizin algısını değiştiren ve filme olan konsantrasyonunuzu bozan, başınızı döndüren başaşağı çekimler filme bir hayli hakim (sırf bu baş dönmesi yüzünden, filmi seyrederken 107 ekran LED TV'den bilgisayar ekrenına geçtiğimizi ekleyelim bu noktada!!!). Özellikle Alt ve Üst Dünya'yı beraber gördüğümüz sahnelerde altta düz, yukarıda ise ters duran eşya, insanlar ve doğa ile iki dünya arasındaki fark ve sınır, ekranda doğal bir yatay çizgi oluşturacak şekilde belirtilmiş. Bu açıdan baktığımızda filmin çok iyi görüntülere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ne var ki genel olarak baktığımızda, aşk hikayesine verilen ağırlığın altında kaybolmuş güzel bir fikre sahip bir bilim-kurgu olarak çıkıyor karşımıza "Upside WDown"...

Yorumlar