Another Earth/ Başka Bir Dünya, Mike Cahill, ABD, 2011, Dram, Bilim-Kurgu

,

Siz hiç kendi dünyanızdan kendi dünyanıza baktınız mı?
İkinci Dünya mı?
Yoksa içsel dünyamızın maddeleşmiş hali mi?
Veya 'belki'lerimiz mi?
Yoksa 'bir (başka) ihtimal daha var mı?' mı?
Ya da pişmanlıklarımız ve geçmişimizi düzeltme isteğimiz mi?
Belki de kendimizle yüzleşme korkumuzdur o dünya!
Belki de kendimizin evrenin merkezi olmadığımız acı gerçeğiyle karşı karşıya kalmamızdır! 

"17 yaşındaki Rhoda, MIT Üniversitesi’ne kabul edildiğini öğrenir ve bunu arkadaşları ile kutlar. O gece dünyanın tıpatıp benzeri bir gezegen gökyüzünde belirir. Bu gezegene bakarak arabayı kullanan Rhoda, müzisyen John Burroughs’un arabasına çarpar ve kazada John’un karısı ile oğlu ölür." Filmin bu tanıtımı heryerde bulabileceğiniz, okuyabileceğiniz konusu. Aslında tam da bu kadar konu; her şey gökyüzünde görülen ve Dünya 2 olarak adlandırılan gezegenin varlığı üzerine kurgulanmış. Hatta Rhoda en büyük hatasını radyodan gezegenle ilgili haberi dinleyip, gökyüzünde onu ararken yapıyor. Bir anlam da onun kaderini de belirliyor ve başka bir çok insanınkini de. Çünkü Dünya 2'nin gökyüzünde belirmesiyle oraya gitmek için bir yarışma düzenleyen zenginler olduğu gibi, oraya gidenleri bir kara delik gibi yutacağını da düşünenler vardır.
"Başka Bir Dünya" adından da anlaşılacağı gibi bir paralel evren, paralel zaman türünde ama bunu gerçekten de "paralel dünya" olarak ele alan bir film. Zira Dünya ile Dünya 2 sürekli bir bakışım içindeler; önde Rhoda caddede yürürken, otobüsle işe giderken veya evinin önünde dikilirken arkada, yörüngede ayın yanında asılı duran (başka bir) Dünya'yı görüyorsunuz. Bu bile izlerken insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Ancak film boyunca ne o dünyayı ne de orada yaşayanları veya şehirlerini görüyoruz, sadece gökyüzündeki bir fon gibi duruyor orada sadece. Radyo veya televizyondaki bilim adamlarının konuşmalarınından Dünya 2'yi tanıyoruz biz. Bu konuşmalardan en önemlisi ise Astrofizikçi Dr. Richard Berendzen'in ağzından dinlediklerimiz. Çünkü kendisi gerçek bir şahsiyet ve filmin senaryosunun üzerine kurgulandığı "Başka Bir Dünya" ya da "Dünya 2" veya kendi verdiği adıyla "Kırık Ayna Teorisi"nin yaratıcısı. Filmde kendi ağzıyla yaptığı açıklama ise şöyle: 
“Kozmos'un büyük tarihi 13 bin milyon yıldan daha eskiye dayanır. Dünya'mızın bir yerlerde bir kopyası olabilir. Belki de bu dünyayı görmenin başka bir yolu vardır. Herhangi bir küçük varyasyon ortaya çıkıyorsa eğer, onlar bu tarafa siz şu tarafa bakıyorsanız belki de aniden her şey değişir ve şimdi de şöyle merak etmeye başlarsınız, başka ne farklı olabilir? Ya da şöyle de denebilir; aynadaki görünüşün aniden yok olmuştur ve yeni bir gerçeklik ortaya çıkmıştır. Orada bazı fırsatlar ve gizemler vardır. Peki başka ne var? Yeni ne var? Şimdi ne var?".
Yine filmdeki televizyonlardan şahit olduğumuz bir başka olguysa, Dünya 2'de yaşayan insanların bizim benzerlerimiz hatta aynılarımız olması. Öyle ki yaşamları bile an ve an bizimkiyle aynıdır. Astrofizikçi Joan Tallis televizyondaki canlı yayında Dünya 2 ile iletişim kurmaya çalışırken, kendisiyle iletişime geçer (burada iletişimi deneyen o olduğunda göre Dünya 2'de de bunu deneyen kendisi olmuştur doğal olarak). Ona/ kendisine kendisiyle/onunla ilgili sorduğu sorulara aldığı cevaplar kendisindeki cevaplarla aynıdır ve tabiki onun da adı Joan Tallis'dir. Kendisiyle yaptığı konuşmanın ardından şöyle bir açıklama getirir: 

"Ben oradayım
Kendimle tanışabilir miyim?
Oradaki ben buradaki benden iyi mi?
Oradaki benden bir şeyler öğrenebilir miyim?
Oradaki ben buradaki benle aynı hataları yapmış mıdır?
Oradaki benle oturup muhabbet edebilir miyim?
İlginç olmaz mıydı
İşin doğrusu, bunu zaten her gün, gün boyunca yapıyoruz.
İnsanlar bunu itiraf etmiyor ve üzerine fazla düşünmüyorlar ama yapıyorlar.
Her gün, kendi kafalarının içinde konuşuyorlar.
O ne yapıyor?
O neden böyle yaptı?
Bu ne düşünüyor? 
Doğru şeyi söyledim mi?
Bu durumdaysa sizden bir tane daha var.
Bizi Bağışlayın!"

Burada özellikle son cümleye dikkatinizi çekmek isteriz: "Bizi bağışlayın!". İngilizcesi'yle "FORGIVE". 
Rhoda 4 yıllık mahkumiyetini tamamlayıp cezaevinden çıktıktan sonra lisede hademe olarak çalışmaya başlar. Eski bir mahkum olduğundan ne MIT'e dönebilmekte ne de doğru dürüst bir iş bulabilmektedir. Hademelik yaparken yaşlı ve kör bir iş arkadaşı olur: Purdeep. Zaman zaman Rhoda'ya "Beni dinle. Kafanı boşalt. O kadar. Huzuru bulacaksın. Endişelenme tatlım. Kendini duruma alıştırmayı öğren." diyerek destek olmaya çalışan Purdeep bir süre sonra kulaklarına ozon dökerek kendisini sağır eder. O zaman Rhonda, Purdeep'in kör olma sebebinin de kendi gözlerine ozon dökmesi olduğunu öğrenir. Kendisini görmek istemediği gibi, duymak da istememektedir. Hastanede onun yanına yatan Rhoda, Purdeep'in eline işaret parmağını bastırarak "FORGIVE" yazar; yani "Bizi bağışlayın" der ona! Diğer kendisini susturmuş ve yüzünü de yok etmiştir Purdeep.

Dünya 2'nin bizim dünyamızla olan benzerliğini/aynılığını açıklayan bir başka görüş de yine televizyondan duyulur:

"Burası küçük yeşil adamların ve mavi avatarların olduğu bir gezegen değil. Burası aslen Dünya'nın yansıması. Onlara saldırırsak, onlar da bize saldırabilir. Onları köleleştirmeye kalkışırsak onlar da bizi köleleştirebilir. Karşılıklı garantili imha için mükemmel bir senaryo."

Dünya 2 sadece insanlık bakımından değil, insanlığın davaranış şekli olarak da bizimle aynıdır. Bir nevi "Eden bulur" ilişkisi vardır iki dünyanın arasında. Eğer biz onlara saldırısak onlar da bize saldırır, eğer biz onları araştırırsak onlar da bizi araştırır. Bizim dünyamızda ki bir zenginin Dünya 2'ye gitme yarışmasına başvuran Rhoda yarışmayı kazanır ve Dünya 2' ye gidecek mekikte yer almayı hak eder. Ancak bu arada geçmişte yaptığı kazanın sonuçlarından pişmanlık duyan Rhoda, kazada karısı ve çocuğu ölen John Burroughs'un evine giderek, temizlikçi olarak orada çalışmaya başlar; suçu işlediğinde 18 yaşından küçük olduğundan dosyasındaki bilgiler gizli tutulmuştur. Bu nedenle de adam onu tanımamaktadır. Ne var ki bir süre sonra aralarında duygusal bir yakınlaşma başlar, ta ki adama gerçeği açıklayana kadar. Ama ondan sonra da ona başka bir seçenek sunar...
"Another Earth/ Başka Bir Dünya" basit bir konuyu (ve belki de yaygın bir konuyu) mükemmel bir sadelik ve stilize bir anlatımla bize sunuyor. Sahip olduğu bu sadelik sürekli arka fonda görünen dünya görüntüsü ile de birleşince karşımıza şiirsel bir yapıt çıkıyor. Finaldeki "yüzleşme" anıyla da noktayı koyan film, sırf buradaki kamera hareketi ve kadrajlama ile bile ödülü hakediyor. 
Son olarak, filmde John Burroughs'un da sorduğu gibi, biz kendimizi biraz fazla evrenin merkezine koymuyor muyuz? Öyle ya, o dünyaya biz "Dünya 2" diyoruz, ya onların kendilerine "Dünya 2" mi dediğini sanıyoruz? Peki onlar bize ne diyorlar? "Dünya 1" mi? 
Peki bu hangimizin hikayesi!

İşte ödüllük bir kadraj. Neden mi? Çünkü her şey kafamızın içinde, kimbilir belki de ardındadır? Sadece o yana çevirmek gerekir başımızı, onu görebilmek için...

Yorumlar

  1. Ben nasıl kaçırmışım bu filmi? Hemen listeme ekliyorum :)

    YanıtlaSil
  2. baya baya saçma bir filim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder