O AN: GARİP BİR KOLEKSİYONCU "Beşir'in finalde mezarlıktaki ölülerle ve doktoruyla konuşması" (Nurettin Özel, Türkiye, 1994, Dram)

22 yıldır mezarlıklarda bekçilik yapan Beşir, ailesinden, çevresinden ve dostlarından görmediği ilgiyi mezarlıktaki ölülerde aramaya başlar. Bunda biraz da bir mezarlıkta yaşamak istemeyen ve çokta isteyerek evlenmediği karısının da büyük payı vardır. Zamanla ailesinden ve çevresinden iyice kopan Beşir, kendini adadığı o mezarlıktaki ölülerin fotoğraflarından garip bir koleksiyon yapar. Mezarlığa gelen her ölünün fotoğrafını biriktiren Beşir, onlardan bir albüm yapar ve adlarını, ne iş yaptıklarını ve nasıl öldüklerini yazar. Amacı da bu koleksiyonu karıştıranların ölümü hatırlamalarını sağlamaktır. Ancak hem bu koleksiyon hem de kendisini toplumdan tecrit etmesi sonucu, kendisini tedavi etmesi için bir doktor gönderilir. Doktor mezarlığa yaptığı ziyaretlerle Beşir'i tedavi etmeye çalışır, ama bu aynı zamanda doktorun da ölümü ve Beşir'i keşfedişi anlamına gelmektedir. 
Burada size sunduğumuz replik biraz uzun olmasına rağmen, Türk sinemasının en önemli ve can alıcı repliklerinden biri olarak kabul edilir. Film ise akademik düzeyde Ingmar Bergman'ın "Yedinci Mühür" filmiyle karşılaştırılır. İslami bir çizgide olmasına rağmen, bu replikte de yer alan "sorsam diyorum ‘nereye böyle?’" söylemi aslında Hıristiyanlık'ta yer alan "Quo Vadis?/Nereye?" tabirine işaret etmektedir ve kaynağı İncil'dir "Yuhanna16.5: Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, 'Nereye gidiyorsun?' diye sormuyor.". Diğer taraftan senaryo da Yunan mitolojisi ile karşılaştırılmakta, hatta bir mezarlık bekçisi olan Beşir karakterinin, Yunan mitolojisinde ölüleri Hades'e götüren kayıkçı Kharon'u simgelediği söylenmektedir. Bu nedenle Türk sineması için seyredilmesi gereken, önemli bir filmdir. Bu filmle ilgili olarak meraklıların, Yeditepe Üniversitesi, İletişim Fakültesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Tarık Emre Yıldırım'ın "İSLAMCI TÜRK SİNEMASINDA VAROLUŞÇU ÇİZGİLER Örnek Olay: "Yedinci Mühür" Filmindeki Varoluşçu Soruların "Garip Bir Koleksiyoncu" Filminde İşlenişi ve Günümüz Türk-İslam Kültürüne Yansıması" isimli makalesini de okumalarını salık veririz.

İşte Beşir'in filmin finalinde, mezarlıktaki ölüler ve doktoruyla (psikiyatrist) yaptığı konuşma:

“Ne yatarsınız canlar, kalkın. Kalkın da görün dünyadakilerin halini.
‘Bal tutan parmağını yalar’ demiş ya birisi, tutup tutup yalıyorlar parmaklarını.
Her gün, gökten yıldız kayar gibi biri kayıyor da aralarından,
ne sizden haberleri var ne de sizin gibi olacaklarından.
Bakmayın üzerinize kapanıp da döktükleri gözyaşlarına,
daha mezarlık duvarından çıkmadan kuruyuveriyor gözlerindeki yaşlar.
Ağlarken gülüverirler, ölenle ölünmez diyerek.
Hiç olmadık yerde saatlerce çene çalıp zaman öldürseler de,
size bir Fatiha gönderecek kadar zaman bulamazlar.
Bu toprağın üstü varsa bir de altı vardır derler de bazen,
altını hiç düşünmeye yanaşmazlar nedense.
Sizler bu duvarın içinde beklerken kopmasını kıyametin,
Onlar duvarın dışında ölümsüzlüğün sırrının bulunmasını beklerler.
Üç günlük seyahatte bile valizlerini tıka basa doldurup hazırlık yaparlar da,
Bu kaç gün süreceği belli olmayan seyahatleri için hazırlık yapmaya bile gerek görmezler.
Neden susuyorsun doktor? Berbat bir gece değil mi?
Bu ne iştir ki, kalkıp ‘görmediğim şeylere pek inanmam’ diyorsun,
Sonra da görmediğin aklımın hasta olduğunu söylüyorsun.
Kafayı ölüme takmış diyorsun!
Ya sen doktor, sen kafayı neye taktın hiç düşündün mü?
Paraya mı? İnsaf edin Allah aşkına!
22 yıldır şu duvarların içine kimler geldi bir bilsen!
Hepsinin resimlerini biriktirip albüm yaptım.
Hani şu ‘Garip Bir Koleksiyon’ dediğin.
Adlarını yazdım, ne iş yaptıklarını yazdım, nasıl öldüklerini yazdım.
Neden mi? Bu garip koleksiyonu karıştıranlar gerçeği görsünler diye.
Görsünler de ölüm diye bir sona, ölüm diye bir başlangıca hazırlıklı olsunlar diye.
Ölüm! Ölüm ufuktaki bir çizgidir doktor,
siz bu çizginin görünen tarafına baktınız.
Bense görünmeyen tarafına.
Hak, hak deyip kendinize bile haksızlık yaptınız.
Vur patlasın çal oynasın misali yaşadınız; sorumsuzca, şuursuzca.
Bazen ne geçiyor aklımdan biliyor musun doktor?
Bazen ne derim kendi kendime biliyor musun?
Herkesi toplasam diyorum; dağda, taşta, yolda, belde kim varsa herkesi
ve sorsam diyorum ‘nereye böyle?’
Bu telaşla, bu hırsla, bu aceleyle nereye böyle?
Ne büyük delilik olur değil mi?
Etrafına bir bak hele doktor!
Bir sürü insan göreceksin. Acıları, sevinçleriyle bir sürü insan.
Bunları düşünmek, bunları söylemek delilikse,
ben deliliğimden memnunum doktor.
Git tedavi için boşuna zaman kaybetme.
Git akıllılığının sefasını sür.
Git felekten bir gün de sen çal.
Kaç günü varsa bu feleğin,
herkes çala çala ne bittiği var ne biteceği.
Git, ne olur git, yalnız bırak beni.
Sahte bir dost görmek istemiyorum karşımda.”

Yorumlar

  1. Merhaba. Öncelikle film 1991 yılına ait ve final repliğindeki "sorsam diyorum ‘nereye böyle?’" söylemi aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'in 81. suresi olan Tekvîr Suresi'nin 26. ayetindeki meâlen "Öyleyse siz nereye gidiyorsunuz?" sualine de işaret etmektedir. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Aynı zamanda Yuhanna İncili 16:5'de de "Nereye gidiyorsunuz?" sorusuna işaret eder, ki ünlü Latince deyim "Quo Vadis" de buradan gelir.
      16: 5 - "Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, 'Nereye gidiyorsun?' diye sormuyor.

      Sil
    2. Evet, yazınızı baştan sona kadar okudum. Şu an sitenizde paylaşmış olduğunuz diğer filmleri inceliyorum (hepsine bir anda bakmak imkânsız gibi). İyi geceler dilerim.

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar