PIG, Henry Barrial, ABD, 2011, Gizem, Dram, Bilim-Kurgu


Konusunu anlatmaya nereden başlasak elimizde kalacak şekilde spoiler/sürpriz bozan içereceği için çok kısa özetleyelim istedik. Öncelikle hem afişinden hem de "tagline/tanıtım cümlesi"nden anlayabileceğiniz gibi karşımızda yine insan zihni ve anılarıyla oyun içerisinde olan bir film var. Adı ve kim olduğu dahil olmak üzere geçmişine ait hiç bir şey hatırlamadan, elleri bağlı ve başında da siyah bir çuvalla çölde uyanan isimsiz kahramanımız içinde bulunduğu durumu sorgularken cebinden üzerinde "Manny Elder" yazan ufak bir kağıt parçası çıkar. Bunun adı olabileceğini düşünürken çölün ortasında bayılır. Daha sonra gözlerini açtığında İsabel isimli çocuklu bir kadının evindedir ve kadın onu çölde baygın vaziyette bularak evine getirmiş ve çağırdığı doktora da tedavisi yaptırmıştır. Bir süre Isabel ve oğluyla yaşayan, hatta Isabel'le arasında duygusal bir ilişki oluşan isimsiz kahramanımız, cebinde bulduğu kağıtta yazan ismi araştırarak kendi geçmişini, adını ve kim olduğunu öğrenmek ister. İşte bundan sonrası biraz karışarak devam eder filmin. Çünkü kahramanımız kendini tanımak adına ilerleyip, belirli aşamalara geldikçe tekrar ve tekrar çölde uyanıp aynı şeyleri yaşamaya başlar -ancak burada film bizim zaten izlemiş olduğumuz uyandıktan sonraki her şeyi anlatmadan doğruca kaldığı yere bağlanır; hatta bazen bağlanmadan yarım kalır ve tekrar başa döner-. Hatta filmi seyrederken ekrana dikkat ederseniz, her "çöldeki uyanış" sırasında ekranın sol altında 1.2, 1.3, 1.4 şeklinde kendine gelmenin "versiyonları" yazmaktadır. Önce bu anlamsız gelebilir size ama finaldeki açıklamadan sonra bunun nedenini anlarsınız. 
Dediğimiz gibi daha fazlası her türlü spoilerı/sürpriz bozanı açık edeceği için gerisini izleyin deriz. Film genel olarak yavaş ilerleyen bir film olsa da, uyandırdığı merakla veya sonunda ne olacağı düşüncesi ile kendisini izlettiriyor. Bu nedenle forumlarda karşınıza çıkacak kötü yorumlara aldanıp filmi bir kenara koymayın ve izleyin. İsimsiz kahramanımızın sebep olduğu ailevi bir felaketin etkilerinden kurtulmak için neleri göze aldığını görün ve onun yerinde siz olsaydınız ne yapardınız onu düşünün... 
Ya da böyle bir şey yapar mıydınız? Onu düşünün...

“Sen kimsin? Sana kim olduğunu anlatacağım. Sen yaşın değilsin, geçmişin, etnik kökenin, ten rengin de. Sen mesleğin değilsin, malın mülkün, hobilerin, inançların da. Eğer her şeyi hayatından çıkarabilseydin, çocuklar, aile, her şeyi. Geriye ne kalırdı? Bilincin, özün. Gerçek olan. Bütün diğer şeyler etiketlerindirler ve etiketler hakkındaki gerçek ise doğru olmadıklarıdır. Etiketlerin sen değildir. Öyleyse neden etiketler? Kendimizi acıdan korumak için. Sadece fiziksel acıdan değil, duygusal acıdan da. Peki duygusal acının ana kaynağı nedir? Anılar. Travmatik anılar. Örneğin eğer tacize maruz kalarak büyümüşseniz veya korkunç bir suçun mağduruysanız veya meslek gereği korkunç şeyler yapıyorsanız hep bu anıların davetsiz yansımalarıyla yaşamak zorunda kalırsınız. Anıların yeni bir tasarımcıya kavuştuğu yeni bir çağa giriyoruz. Neuroids bize gerçek bir seçenek sunuyor.

Eğer etrafınızdaki herkes dertlerinden arınmış olsaydı sizce günlük yaşantınız nasıl değişirdi? İnsanlar arasındaki olası ilişkileri ve aleniyeti hayal edebiliyor musunuz? Buradaki iyi niyeti?

Zihni kurtar ki sonunda insanlığı kurtarabilelim.”


Yorumlar